Şiir

Bir Kız Mektebi İçin

Tevfik Fikret

Kızlarını okutmayan millet oğullarını ma'nevi öksüzlüğe

mahkûm etmiş demektir; hüsranına ağlasın!

Osmanlılık, ufukta kızıl bir bulut gibi,

Ulvî bir inkişâf ile etrafa ra’şeler.

Endîşeler nisâr ediyor; şanlı mevkibi

Her yanda pâ-yı azmini lerzân, şikeste-ser

Bir inkıyada uyduruyor; bir kırık salı

Şâhâne bir donanmaya ancak nasîb olan

Şâhâne bir zafer taşıyor; en küçük dalı

Tûbâ-yı sıyt ü satvetinin dehre fer salan

Bir şeh-per-i celâl açıyorken; bugün hayır,

Zannetmeyin, bugün düne hasretle ağlamak,

Yâhud dünün şükûhuna nisbetle muhtazır,

Zâil bir ibtisâm-ı seher, bir sönük şafak,

Bir gölge görmek istiyorum; yok, bugünle dün

Kardeştir; onda gördüğünüz nüsg-ı fıtretin

Elbette feyzi bunda da mevcûd; evet, bugün

Siz vâris-i hayâtısınız dünkü milletin!

Osmanlılık... O dünkü şehâmet, o dünkü şân,

Osmanlılık... O dünkü hamiyyet, muhâleset

Mahv olmamış ve olmayacaktır; bugünkü kan

Aynıyle dünkü kandır; evet, dünkü kan; evet.

Siz. birkaç atlı koskoca bir ülke feth eden

Osmanlı kahramanlığının kan ve nâmını

Hâmilsiniz; bu fıtrat o fıtrat, bu ten o ten!

Onlar nasıl zamanlarının ihtirâmını,

Onlar nasıl o refrefe-yî nûr ü şevketi

Pîrâmeninde toplayabilmiş bu sancağın?

Târîhe söyletin bu muallâ hakikati.

Söyletmesek de biz, o sükût etmiyor, bakın:

Osmanlılar, - diyor - sizin ecdâd-ı pâkiniz

Cidden birer hizâne-yi himmetti; en metîn,

En zinde bir merâm ile asrın ve şübhesiz

Dünyânın en bahadırı onlardı; fahr edin,

Mağrûr olun!.. Fakat vatan ikmâl-i şân için

Evlâdının kemâlini ister; o mutlaka

İster ki siz de himmet edin, siz de yükselin.

Yükselmek isteyenlere pervâz için fezâ

Dâim küşâdedir... Yaşamak hem vazifedir,

Hem haktır âdem oğluna. Herkes, küçük büyük,

Mihmânıdır rıbât-ı hayâtın, fakat bilir,

Herkes bilir bugün ki o mihmâna bir çürük

Me’vâ-yı bî-karâr olan âlem hakîkaten

Fânî de olsa hürmete, i'mâr ü hürmete

Lâyık bir âşiyân-ı pederdir. Düşünmeyen

Teşbîh eder şu varlığı boş bir seyahate;

Heyhât! O köhne lâne-yi mevrûs, odur bugün

İnsân için penâh-ı mukadder; hep ondadır

Dînler, dehâlar, an'aneler; ondandır bütün

İnsanlığın havârık-ı irfanı. Aldatır

Dünyâya boş nazarla bakan kendi kendini...

Tetvîc eden bu hârikalardır, güneş gibi,

Eyvân-ı hilkatin ser-i tâc-î bülendini!

Osmanlılar, tekâmül-i â’sâra ecnebi

Kalmak sukûta doğru eğilmektir; i’tilâ

İrfânsız olmuyor. Medeniyyet, ki ne celîl

Bir gâyedir, o gâyeye koşmak ve ibtidâ

Millette kaabiliyyeti ihyâ için asil,

Müsmir bir ictihâd ile gehvâre-yî hayât,

Gehvâre-yi necât olan âgûş-ı mâderî

Teçhiz edilmek ister... Evet, sadr-ı ümmehât

Firdevs-i akdes-i medeniyyettir; en geri,

En âciz, en felek-zede millet kadınlığı

Hem-şîre-yi cehâlet edendir!

Verin, verin,

Kalbin, semâhatin, hele ilmin yarattığı

Her şeyde kızların, bu muazzez çiçeklerin

Bir hakkı var... Verin!